Türk Sinemasında Gecekondular: Sahneye Perde, Arsaya Bir Göz Kondu

Gecekondular büyük şehirlerde göç sonrası yoksulluk ağına dolanmış, kuşaklarca çırpınsa kâr etmeyecek duran, asırların yazgısını alnında taşıyan yaşamın figüranlarını ağırlar. Bazıları makûs talihini yenmeye uğraşır, anlatıya yıldız kontenjanından girip esas maceranın tarafı olur; küçük hanımı, küçük beyi tavlar. Bolca kurşun sıkıp bolca yumruk sallar. Bazıları orada yaşar orada kalır ve film bittiğinde sonsuz çaresizliğine gömülür.

Kendi Giyinik Sözü Üryan, Buna Dediler Güldüren İnsan!

Biz “içinden geçtiğimiz şu zor zamanlar”da ve sonrasında da düne bugüne yarına, her şeye ama her şeye güldükçe, “her şeyin mizahı”nı yaptıkça kültür genişleyecek, iklim yumuşayacak; omuzlar daha bir yan yana gelecek, eller birbirini arayacak sebatla. Son başa dönecek, mizahın çemberi gezinecek asık kaldırımlarda. Birileri yerde “film çevirecek” birileri gökte kuş sevecek… Hayat akıp gidecek ve insan tefi alacak eline, çalacak aklından geçeni, kavuşturacak söze… Tefe konulup çalınacak, öyle yaşanacak günler.

9. Bölüm/Final, HAYDAR (dosya değil) – senaryo

HAYDAR (dosya değil) bir durum meselesi… Dijital platformlarda kendini anlatmaya heveslenmiş komedyen ve orta üst sınıf mensubu müteşebbislere tepki olarak doğmuş! Komedyenlerin “komedyen olma” sancılarını konu alan diziler hakkında kaleme aldığı eleştiride ansızın bir fikir ortaya atıyor Haydar ve bizzat bir dizi yazıp “başarısız eleştirmen” olarak yaşamını işleyeceğini iddia ediyor. Devamında iddiasının altını dolduruyor ve yazmanın olanca işe yaramazlığı, doğmanın sakıncalı doğasına karışıyor.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın