Artık hiçbir şey yapmak istemiyorum. Saçımı taradım da ne oldu? Yazdım çizdim ne oldu? Okundu mu bu satırlar, karşılık buldu mu? Oysa mahalle yandı bitti kül oldu… Hızır imdada yetişmedi, tulumbacılar kuyulardan su çekmedi, atların terkilerine asılmadı mataralar. (Böyle şeyler yalnız İsmet Özel şiirlerinde olur) Havalı havalı yürünmedi, girilmedi westernyan kasabalara… “Hancı!” denilmedi hiçbir surette…“Taraklara Veda! “ yazısının devamını oku
Yazar arşivleri: Saçını Tarayanların Tarağı
Yeşilçam’da Göbek Atar, Beyaz Camda Çiçek Satar, Çingeneler Mahalle Kurar*
Çingeneler, kendilerine göre “öteki” olanlarca anlatılmış, seslendirilmiş, uzun süre ötede ve hor görülmüş, gösterilmişlerdir. Çadırlarında ayartmıyorlarsa bile hırsız, çalgıcı diye nitelenen, “tanımlanamayan” ama her daim ilgi duyulan bu kavimle yolların kesişimi ancak tesadüflerle mümkündür. “Bir şehre gelen film” gibi gelmezler ama gelişleri de “böyle şeyler filmlerde olur” cinsindendir. Ya bir uçak düşer ya karnı burnunda bir Çingene, obasını ilk sağa çektirir ya çocuklar doğum sırasında karışır. Kimlik kargaşası bu karşılaşmalara sinmiştir. Taşrada temiz Türkçe konuşan; serde hırçın, cazip ve kışkırtıcı başrollerin ağdalı ilişkileri şehre taşındığında; ön yargılar bu kez üstten bir kabul edip-etmeme tartışmasına dönüşmüştür.
Türk Sinemasında Gecekondular: Sahneye Perde, Arsaya Bir Göz Kondu
Gecekondular büyük şehirlerde göç sonrası yoksulluk ağına dolanmış, kuşaklarca çırpınsa kâr etmeyecek duran, asırların yazgısını alnında taşıyan yaşamın figüranlarını ağırlar. Bazıları makûs talihini yenmeye uğraşır, anlatıya yıldız kontenjanından girip esas maceranın tarafı olur; küçük hanımı, küçük beyi tavlar. Bolca kurşun sıkıp bolca yumruk sallar. Bazıları orada yaşar orada kalır ve film bittiğinde sonsuz çaresizliğine gömülür.
