Yeşilçam’da Göbek Atar, Beyaz Camda Çiçek Satar, Çingeneler Mahalle Kurar*

Çingeneler, kendilerine göre “öteki” olanlarca anlatılmış, seslendirilmiş, uzun süre ötede ve hor görülmüş, gösterilmişlerdir. Çadırlarında ayartmıyorlarsa bile hırsız, çalgıcı diye nitelenen, “tanımlanamayan” ama her daim ilgi duyulan bu kavimle yolların kesişimi ancak tesadüflerle mümkündür. “Bir şehre gelen film” gibi gelmezler ama gelişleri de “böyle şeyler filmlerde olur” cinsindendir. Ya bir uçak düşer ya karnı burnunda bir Çingene, obasını ilk sağa çektirir ya çocuklar doğum sırasında karışır. Kimlik kargaşası bu karşılaşmalara sinmiştir. Taşrada temiz Türkçe konuşan; serde hırçın, cazip ve kışkırtıcı başrollerin ağdalı ilişkileri şehre taşındığında; ön yargılar bu kez üstten bir kabul edip-etmeme tartışmasına dönüşmüştür.

The Decameron: Ortaçağ Vebasına Netflix Mizahı! 

Decameron sanat çalışması özenli, hikâyesi törpülenmiş, olay örgüsü ve karakterlerin çatışmadaki rolü Netflix düzeyine düşürülmüş, mizahı çılgınlıktan iyice ayıklanıp ayakları yere indirilmiş ve veba tasvirlerine mesafe koyarak tiksinti duygusuna pek yüz vermeyen bir yapım. Seyirciyi uzaklaştıracak, anaakımın doğasına ters düşecek her hareketten sakınılan dizi tam bir Netflix yorumu!

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın