Taraklara Veda! 

Artık hiçbir şey yapmak istemiyorum. Saçımı taradım da ne oldu? Yazdım çizdim ne oldu? Okundu mu bu satırlar, karşılık buldu mu? Oysa mahalle yandı bitti kül oldu… Hızır imdada yetişmedi, tulumbacılar kuyulardan su çekmedi, atların terkilerine asılmadı mataralar. (Böyle şeyler yalnız İsmet Özel şiirlerinde olur) Havalı havalı yürünmedi, girilmedi westernyan kasabalara… “Hancı!” denilmedi hiçbir surette…“Taraklara Veda! “ yazısının devamını oku

Yeşilçam’da Göbek Atar, Beyaz Camda Çiçek Satar, Çingeneler Mahalle Kurar*

Çingeneler, kendilerine göre “öteki” olanlarca anlatılmış, seslendirilmiş, uzun süre ötede ve hor görülmüş, gösterilmişlerdir. Çadırlarında ayartmıyorlarsa bile hırsız, çalgıcı diye nitelenen, “tanımlanamayan” ama her daim ilgi duyulan bu kavimle yolların kesişimi ancak tesadüflerle mümkündür. “Bir şehre gelen film” gibi gelmezler ama gelişleri de “böyle şeyler filmlerde olur” cinsindendir. Ya bir uçak düşer ya karnı burnunda bir Çingene, obasını ilk sağa çektirir ya çocuklar doğum sırasında karışır. Kimlik kargaşası bu karşılaşmalara sinmiştir. Taşrada temiz Türkçe konuşan; serde hırçın, cazip ve kışkırtıcı başrollerin ağdalı ilişkileri şehre taşındığında; ön yargılar bu kez üstten bir kabul edip-etmeme tartışmasına dönüşmüştür.

Kendi Giyinik Sözü Üryan, Buna Dediler Güldüren İnsan!

Biz “içinden geçtiğimiz şu zor zamanlar”da ve sonrasında da düne bugüne yarına, her şeye ama her şeye güldükçe, “her şeyin mizahı”nı yaptıkça kültür genişleyecek, iklim yumuşayacak; omuzlar daha bir yan yana gelecek, eller birbirini arayacak sebatla. Son başa dönecek, mizahın çemberi gezinecek asık kaldırımlarda. Birileri yerde “film çevirecek” birileri gökte kuş sevecek… Hayat akıp gidecek ve insan tefi alacak eline, çalacak aklından geçeni, kavuşturacak söze… Tefe konulup çalınacak, öyle yaşanacak günler.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın