Neden yazıldı, nasıl yazıldı?
Pandeminin ikinci senesinde, ölümler ve kapanmalarla geçen bir yılın ardından dijital platformlarda komedyenlerin kendilerini anlattıkları diziler pek modaydı. İlginç Bazı Olaylar, Bir Yeraltı Sit-com’u, Bonkis ve Doğu gibi düşük maliyetli, mütevazı senaryolu yapımlar art arda yayınlanıyordu. Öte yandan iki kafadarın maceralarını esas alan Gibi ve Ayak İşleri tarzı dizileri sıklıkla izlemeye başlamıştık. Yerli platformlar belli ki pandeminin kararttığı ruhlara seslenmek niyetiyle yerli komedilere yönelmişti. 2021 Mayıs’ında kurmacayı bulanık sulara itip boğan, ilke edindiği basitliğin gölgesine sığınarak kurmacadan saklanan bu dizilere tepki duymuş, bir yazıyı şöyle bitirmiştim:
Bu bağlamda Bir Yeraltı Sit-com’u ve İlginç Bazı Olaylar’ın, Gibi denli güldürmediğine ve kendini oynama pratiğinin artık sıktığına değinerek yazıyı noktalıyorum. Ama tam noktalayacağım, aklıma parlak bir fikir geldi! Daha önce kimsenin aklına gelmemiş bir proje! Hiç bir çatıya konmamış bir kuş! Diyorum ki ben de bir dizi yazayım ve “eleştirmen olmaya çalışan başarısız bir yazarın hayatı“nı anlatayım. İşte ilişkileridir, bunalımıdır; amatörlük hezeyanlarıdır vs. Adı da hazır: Hay(ırdır gardaş, ne baktın bu ka)dar! Nasıl ama! Ciddiyim, hemen bugün yazmaya koyuluyorum!*
Şaka değildi, hemen o akşam yazmaya başladım ve birkaç haftada tamamladım senaryoyu. Eleştiriyi yazarken aklıma düşmüştü fikir ancak bu fikri sarhoşken yaptırılan bir dövme gibi taşımış, pratiğe döküp hakkını vermeye çalışmıştım.
Evet…
Dizide başarısız bir eleştirmen söz konusu ve her satır söz verildiği gibi yalın, samimi, benden size doğru atılmış kararlı bir adım. Biraz gerçek biraz kurmaca akıp gidiyor her şey. Sadece dizinin adını değiştirdim ve masaüstü yaşamlarımıza bir gönderme olarak “HAYDAR (dosya değil)” koydum.
Sözümü tutuyor, yaklaşık üç senenin ardından bu senaryoyu siz değerli okurlarla buluşturuyorum. Umarım keyif alırsınız! Ya da şöyle diyeyim: “Enjoy, i’m vaccinated!”
HAYDAR (dosya değil)
Haydar işsiz bir sinema eleştirmenidir. Hukuk mezunlarının kasiyerlik yaptığı “yalnız ve güzel ülke” koşullarında o da bir yüksek lisans mezunu olarak evde oturup payına düşeni almaktadır. Yıllardır çeşitli dergi ve internet sitelerine birçok eleştiri, değerlendirme yazmasına karşın 5 kuruş (yazıyla beş kuruş) olsun kazanmamıştır. Bu alacaklı durum onu giderek yazmaya karşı doldurur. Zamanla yazmaya, sinemaya, düşünmeye cephe alıp büyüğüne saygıyı, küçüğüne sevgiyi yitiren Haydar can sıkıntısını arada bir buluştuğu sevgilisi ve arkadaşlarıyla paylaşmakta, onları da hayli bunaltmaktadır.
Kafasında devamlı proje üreten ancak son vuruşlardaki beceriksizliği ile hiçbir zaman “büyük kulüplerde oynayamayan” (ya da belki Sergenvari söylersek “koşsa Bayern Münih’te oynayacağını” öne sürerken) Haydar’ın sloganı: “Ulan herkesler adam oldu galiba bir ben olamadım he“dir. Bazen de “işemeyi bilmeyenler tuvalet işletiyor, gayet asortik işeyenler duvar dibine çöğdürüyor” diye yakınmaktadır.
Irgalanmak isteyen Haydar pandemi baskısı altında, dirliksiz aile evinde günlerini geçirirken bir şey olmasını bekler. Bakalım beklediğine değecek mi?
Mini dizi senaryonun sekizinci bölümünü aşağıdaki bağlantıdan indirip okuyabilirsiniz. Her hafta yeni bölümüyle bu adreste yayınlanacak.
