Çingeneler, kendilerine göre “öteki” olanlarca anlatılmış, seslendirilmiş, uzun süre ötede ve hor görülmüş, gösterilmişlerdir. Çadırlarında ayartmıyorlarsa bile hırsız, çalgıcı diye nitelenen, “tanımlanamayan” ama her daim ilgi duyulan bu kavimle yolların kesişimi ancak tesadüflerle mümkündür. “Bir şehre gelen film” gibi gelmezler ama gelişleri de “böyle şeyler filmlerde olur” cinsindendir. Ya bir uçak düşer ya karnı burnunda bir Çingene, obasını ilk sağa çektirir ya çocuklar doğum sırasında karışır. Kimlik kargaşası bu karşılaşmalara sinmiştir. Taşrada temiz Türkçe konuşan; serde hırçın, cazip ve kışkırtıcı başrollerin ağdalı ilişkileri şehre taşındığında; ön yargılar bu kez üstten bir kabul edip-etmeme tartışmasına dönüşmüştür.
Etiket arşivleri: Berkun Oya
Aziz’in Çilesi ve Kuşatılmış Azizler Ülkesinde
Azizler’i şöyle bir düşünelim. Onlar neden bu ülkede yaşasınlar ki? Aileleri cehennem, gönül işleri deseniz ayrı cehennem, iş yaşamları pespaye, her düzeyden ilişkileri alabildiğine güdük. Tüm yaşam alanlarının yalnızca keşmekeş vaat ettiği bu tabloya bir de çağın getirdiği hiçlik duygusu ekleniyor.
Bir Başkadır Meryem’in Gündelikçi Düşleri
Asıl sorun daha evvel ifade ettiğim üzere dizinin, Kürt siyasal hareketinin talihini paylaşarak laik Türk seçmeni, işbirlikçi olmadığına bir türlü ikna edemeyişi! Halbuki dizide “türbanlılar mağdur ediliyor” şeklinde bir çıkış yok. Birçok türbanlıyı türbanından azade kılarak gösteriyor Oya ve ekibi, ezen ve ezilen hüviyetinde…
