Yeşilçam’da Göbek Atar, Beyaz Camda Çiçek Satar, Çingeneler Mahalle Kurar*

Çingeneler, kendilerine göre “öteki” olanlarca anlatılmış, seslendirilmiş, uzun süre ötede ve hor görülmüş, gösterilmişlerdir. Çadırlarında ayartmıyorlarsa bile hırsız, çalgıcı diye nitelenen, “tanımlanamayan” ama her daim ilgi duyulan bu kavimle yolların kesişimi ancak tesadüflerle mümkündür. “Bir şehre gelen film” gibi gelmezler ama gelişleri de “böyle şeyler filmlerde olur” cinsindendir. Ya bir uçak düşer ya karnı burnunda bir Çingene, obasını ilk sağa çektirir ya çocuklar doğum sırasında karışır. Kimlik kargaşası bu karşılaşmalara sinmiştir. Taşrada temiz Türkçe konuşan; serde hırçın, cazip ve kışkırtıcı başrollerin ağdalı ilişkileri şehre taşındığında; ön yargılar bu kez üstten bir kabul edip-etmeme tartışmasına dönüşmüştür.

Yıldıztepe: Toplumsal ve Ruhsal Alacakaranlıkta Bir Gerilim

Kılıçoğlu Ailesi, bir zamanların şen varsılları geride bırakmış tüm dünya nimetlerini, İstanbul’u terk edip ıssız bir kasabaya daha doğrusu kasabanın da kırsalına göçmüşler. Bir tersine göç bu… Tersine ve amansız… Taşı toprağı altın İstanbul’dan taş topraktan ibaret Anadolu’ya bir göç…

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın